Yazar: mamish
Tem 27, 2011 - Genel    Yorum Gönder

Finished Her

Birini çok seversiniz, ulaşırsınız, kaybedersiniz, üzülürsünüz. Bi süre unutmak için uğraşırsınız ama nafile. Sonra başka biri çıkar, eğlenirsiniz falan. “Lan ben galiba bu kızı unuttum” derken, o kızdan da ayrılırsınız. Önceki gene aklınıza gelir.

Bu kısır döngü ile devam etmekteydi hayatım. Her defasında “olm yeminle unuttum lan” dedim hem kendime hem de arkadaşlarıma. Onlar artık unuttu, umursamıyo da. Ama ben unutamadım. Unuttum desem de yalan. Çünkü saçma sapan bi yerde bile görünce, ya da onu andırcak bişi olunca hala heycanlanıyorum. Mesela Radikal Gazetesi ile ilgili bi anımız vardır onla. Hala Radikal’i görünce içim kıpırdanıyo. Bi fena oluyorum.

Yaptığım çoğu şeyi ona bağlıyorum. Utanmasam havanın sıcaklığından bile sorumlu tutçam kahpeyi. “Lan hem seviyon hem kahpe diyon nepçim adamsın sen” demeyin. Ben öyle severim.

Yine onu ilginç bişeyden sorumlu tuttuğum bigünde yine ilginç bi yerden karşıma çıktı. İki gözüm önüme aksın ki kalbim durcaktı. Romantik bi insan mıyım bilmiyorum ama cidden sevince seviyorum yani. Sonra el böyle telefona gidiyo, mesaja gidiyo, ama bi bok olmuyo. Çünkü ne kadar sevsem de gururlu bi insanım.

Size de diyorum manyak manyak hareketler yapmayın, olmuyosa zorlamayın. Tek tabanca takılmak da güzel, yeminle lan..

Not: Ulan Emre Çolak da amele triplerine bağlamış benim gibi. Şu sıralar allaha emanet göte mukayet kıvamındayız bunu anladım ben.

Tem 8, 2011 - Genel    Yorum Gönder

Of

Sağ elimi başıma doğru götürüp hafifçe kaşıdım. Gözlerimi deviriyordum ama o hala bana bakıyordu. Aslında o da ne yapçağını bilmiyordu. Yavaşça kumandaya uzandım, televizyonu açmak istedim. Ters ters baktığını gördüm ve korkup kumandayı fırlattım. Bişi demedim. Bir müddet daha o pozisyonda sessiz durduk. Sonra düşünür pozisyonda düşünmemeye başladım. Bu tavrım onu sinirlendiriyodu sanırım ama farkında değildim. Aniden yerini değiştirdi ve artık bana bakmıyordu. Bu durum ona bakmamı sağlamıştı. Bir süre onun esnek vücudunu izledim. Bir bakıma ona hayrandım ama bi bakıma da ondan tiksiniyodum. Onla yaşadıklarımız geldi aklıma, sanırım anladı ki yanıma yaklaşmaya başladı. Bilgisayar başına geçtim, arkamdaydı. Başka şeyler düşünmek istiyordum, meşgul etmek istiyordum kendimi. Ama sırnaşmaya çalışıyordu, anlamıştım. Masa üstündeki tuvalet kağıdından bi parça kopartıp terimi sildim ve tuvalet kağıdının ne kadar işlevsel bişi olduğu üzerine küçük bi tez hazırlamaya başladım kafamda. Hem bokunu siliyodu millet bu güzide şeye hem terini. Daha burda sayamayacağım bir çok işlevi de var hatta. Ben tezimi hazırlarken aniden ayaklarımın arasına girmişti. “SİKTİRGİT MNAKODUM KEDİSİ” diyip bastım tekmeyi. Sinirlerim bozulmuştu, tezim yarıda kalmıştı. Sıcaktı,of.

Tem 7, 2011 - Genel    Yorum Gönder

bu böyledir

evden çıkmış okula gitmek için yürüyosun. kafanda okula yetişmek var. yürürken başka şeyler düşünüyosun. aklına ev kirası, harç parası. sevgiliyle olan sorunlar vs.vs. bir anda hepsi geliveriyo. için sıkılıyo. doğru dürüst kahvaltı edememişsin. gökyüzüne bakıyosun of çekiyosun. gelecek kaygısına düşüyosun. hava soğuk, üşüyosun. kafanda binlerce şey dönüp duruyo. sonra elini cebine atıyosun ve sigara paketi geliyo eline. çıkartıyosun içinden son dal sigaranı alıyosun. sigaranı yakıyosun ve kafandaki binlerce şey o anda yok olup gidiyo. dumanı ciğerlerinde hissediyosun ve sonra bütün kötülükleri dışarı veriyosun. sigara sadece sigara değildir. başka şeylerdir. senin neşen, kederin ve diğer bütün soyut şeylerin. karşı çıkabilirsiniz. çıkın, ama bu böyledir.

Tem 7, 2011 - Genel    Yorum Gönder

Cold Beer, Good Thoughts

demokrat öğrenci başkanlığı devraldı: sınıfta eşitlik oldu ama başkan ve onunla beraber seçilen yardımcıları verdikleri sözleri unuttular onlari seçenlere sırtlarını döndüler

liberal ögrenci başkan oldu: sınıftaki kimi öğrencilerin refah seviyesinin arttıgı görüldü,ama o kadar az kişi bu durumdan nasiplendi ki zenginler ile sınıfın geri kalanının arasında geniş bir gelir uçurumu oluştu. zenginler kantinlerden istedikleri gibi alisveriş yapabilirken en afilli ders ekipmanlarına sahipken diger öğrenciler çok daha kötü koşullarla hayatlarını idame ettirdiler.

fundementalist öğrenci başkan oldu: hızlı bir şekilde dini kurallar hayata geçirildi (herhangi bir din kastediliyor burda) cennet vaadedildi ama eğitim olanakları daraltıldı,çok katı ve ağır yasaklar getirildi. kadınların sınıf içindeki rolleri ikinci plana itildi.

sosyal demokrat öğrenciye geldi bu defa sıra: ilk başlarda sınıfın geneli için sosyal hakları geliştirdi ama sınıfın elit tabakası bunda hoşnut olmadı ve sınıfa olan kısıtlı ve acınası derece düşük olan desteğini an be an azalttı veya sürekli bunu azaltmakla tehdit etti sosyal demokrat ogrenci yıldı ,parası ve gücü olanların safını tutmaya basladı,desteğini aldığı insanları görmezden gelmeye başladı verdiği tüm sosyal hakları teker teker almaya basladı.

komünist öğrenci devrim yaptı gümbür gümbür iktidara yürüdü: bir süre için herkes eşit oldu bilim,sağlık, sanat , geçim düzeyi gibi konularda gözle görülür ilerlemeler sağlandı,sınıfı sıfırdan yükseklere taşıdı ama kendi görüşünün birazcık dışındakilere bile hayat hakkı tanımadı onları susturdu, cezalandırdı, hatta sınıftan attı.

tüm bu oğrenciler haklı yada haksız defalarca kere diğer sınıflara karşı harb ilan ettiler,kendilerinden ve öteki sınıflardan sayısız öğrenci heba oldu.sınıf içinde bu öğrenciler defalarca olacak şekilde başa geldiler.

en son sahneye anarşist öğrenci cikti: baskanlığı reddettiğini, savaşları,silahlanmayı mülkiyeti reddettiğini, otonom yaşamayı istediğini sınıfı bu şekilde kendi kendini yokedeceğini ,mutlak bi sona götürecegini söyledi. sınıfın kapısını kırıp bahçede özgürce oyun oynamalarını önerdi. başa geçms olan diğer öğrenciler onu hırpaladı,aşşagıladı, şiddet düşkünü olarak damgaladı ve sınıftan attı.

evet anarşizm dünyada lafını bitirmesine izin verilmeyen tek ideolojidir. her ideoloji tarafindan ortak bir sekilde düşman ilan edilen el birliği ile susturulan üzerine yaftalar yapiştırılan ideolojidir. ama gün olacak o da lafını söyleyebilecektir, bu sınıfın soğuk duvarlarının çevrelediği hapishaneden daha iyisini hakettigimize ikna edecek ve bahçede top oynamaya çıkacaktır.

“Captain Oi”

Haz 30, 2011 - Genel    Yorum Gönder

Senlik Hissi

 Tattım seni, dudaklarından tattım. Bana mutluluk verecek şekilde tattım. Sanki dudaklarım müebbet kilit altındaymış, dudaklarını tadana kadar. Tatmanın, tatma hissinin ne olduğunu öğrendim sende.

  Dokundum sana, ellerimin el olduğunu öğrenircesine. Bu zamana kadar hiçbir şeye dokunmamışçasına dokundum sana. Dokunma hissinin varlığından bihabermişçesine, delicesine dokundum. Ve farkettim dokunmayı sende.

  Kokladım seni, aslında kokladığım herşey yalanmış gibi kokladım, başka bir koku yokmuş gibi.. Anladım, koklama hissi neymiş anladım sende.

  Duydum seni, kulaklarım çelikten bir kalkanmış sesini duyana kadar. Sesini duyduktan sonra olmuş ipekten, pamuktan.. Küfrü tatlı bir söze çevirir gibiydi sesin. Bana seni anlattı ve hatırlattı. Bana bir daha unutmamam için söyledi seni ve duyma hissini öğretti sende.

  Gördüm seni, yıllarca gün yüzü görmemiş gibi. Aniden parıldayan ve gözlerimi büyüten bir ışıktın adeta. Sanki senden önce sonsuz tecritteymiş gözlerim ve senle kırılmış kalemim. Görme hissi neymiş öğrendim sende.

  Ve yaşadım seni, defalarca tökezleyip sonunda bulmuş gibi, ölüp ölüp tekrardan dirilmiş fakat senden önce hiç yaşamamış gibi.. Benliğimin farkına vardım ben sevgilim, senlik hissinde.

Not: Kusura bakmayın, bir süredir yazamıyorum. Bu da zaten baya eski bi yazım. Ama yeni yazılarla döncem yakında. Çok da umrunuzdaydı di mi?

Haz 6, 2011 - Genel    Yorum Gönder

Sinsi

    Aslında ne demek istediğini bilmiyordum. O da ne dediğimi bilmiyordu. Ama gene de hepinizden daha iyi anlaşıyorduk. Benim burada ondan bahsetmem bile salaklığımı gösteriyor, kaç kere düşmeme rağmen adam olmayışımı gösteriyor. Ama napabilirim? Elbette bu yazı gibi o da yalan olcak. Pek de umrumda değil. Havanın sıcak olması biraz bunaltıyo o kadar. Sanırım biraz dengesizim. Tamam kabul çok dengesizim. Ama bu sizi alakadar etmez, bu yazının da sizi alakadar etmediği gibi. Şu sıralar aslında iyiyim sanırım. Ya da boşver yaa. Ne diycem bak, soğuk havalarda sigara içmeyi çok seviyorum. İçim titrerken o sıcak dumanı içime çekmek bir nevi orgazm gibi olur. Ama varya cidden insanoğlu kadar nankörü yok. Nasıl davranırsan davran illa sonunda üzecek seni. Lan adama son dalını veriyosun, bi daha gelip yüzüne bakmıyo. Ama bir de tam nankörler var kii. Sorma gitsin. Sen ona kendini veriyosun, bi daha o da yüzüne bakmıyo. Sadece bir dal sigara muamelesi görmen işte çok koyuyo..

Haz 2, 2011 - Genel    Yorum Gönder

“Lan” diyemedim..

    Arkamda durmuş derin bir şekilde nefes almaktaydı, onun böyle davranması oyunu takip edemememe sebep oluyordu. “Kes şunu” dedim. “Nabiyim olm lan öldüm valla sahnede amk” dedi. Sonra önüme bakıp düşündüm. Ne işim vardı benim burda? Evet tiyatroyu seven bir kişiyim Brecht olsun Stanislavski olsun alayını yalamış yutmuş birisiyim ama bu saçma sapan, kendi egolarını tatmin için uğraşan hocaların hazırlattığı oyunun içinde işim ney benim? Ki zaten bir provaya dahi geç kaldığımız zaman emdiğimiz sütü belli belirsiz yerlerimizden getiren hocaların hiç birisi tiyatro metnini dahi okumamışlardı.

    Camdan dışarı baktım ve yorgunluktan dolayı uyku ile uyanıklık arasında kafam sallanıyodu, içim geçmiş. Servis aracı sıkışıktı, bu sebeple ön tarafta oturdum. Ama buna rağmen yanımdaki şahsın koca götünden dolayı sıkıştım. Terliydim. Bu olumsuzluklara rağmen tiyatro bittiği için içimde doğal olarak bi sevinç vardı. Hastalıktan yeni kurtulmuştum ve 2 saat + provalarla birlikte canım çıkmıştı. Çok fazlaydı bana. Ama umrumda değildi, çünkü yarın fütürsuzca uyuyacak, hiçbir şeyi sikime takmayacaktım. Okula gidince hoca yanıma geldi ve tiyatroyu 2 kere daha oynicaksınız, bu sefer okuldaki öğrencilere ve tarihi biz size söylicez dedi. Donup kalmıştım. İçim sıkılmıştı.

    Writing sınavından çıkmıştım. Çok mutluydum çünkü en önemli ders olan İngilizce’nin son sınavını olmuştum ve cidden harikulade bir kompozisyon yazmıştım. Artık hiçbir şey umrumda değildi, devamsızlık mı? Olsundu, düzelirdi. Ama artık üzerimde bir eşşek yükü sorumluluk duygusu yoktu. Tiyatro da bitmişti. Kabul ediyorum performansımızı beğenmemiştim ama alkışlanmak ve tanımadığın insanların okulda sana bakması çok güzel bir duygu. Fakat ben aykırı kişiliğimden ötürü bana zorla bir iş yaptırılmak istenince fena oluyorum, daralıyorum. Bu boş-beleş insan kıvamındaki halim beni mutluluk hormonları ile doldururken derse hoca geldi. Okul bitmek üzere olduğu için rahattım, sikimde miydi be! Sonra hoca beni yanına çağırıp “Tiyatro ile ilgili kompozisyon yazılcak, okul dergisinde yayımlancak. Bunu da sen yazcaksın.” dedi. O mutlu, boş beleş insan gitmişti artık. Çünkü bana zorla yapmam gereken bir sorumluluk yüklenmişti. “Lan” diycektim, diyemedim..

Haz 1, 2011 - Geyik & Karikatür    1 Yorum

Hadi Ya

   Geçen gün marketin önünden geçerken hayatımda hiç istemediğim kadar küfür etmek istedim. Boşuna heveslenmeyin bi sebep yoktu, ama o raflardaki yiyecekleri gördükçe içimden bişi koptu sanki. O biskremi alıp çaya bandırıp düşme korkusu yaşamadan ağzına götürmek harika bi duygu olurdu. Çünkü biskremin içindeki dolgun çikolatası ve kalın yapısı sayesinde çabuk parçalanmazdı. Neyse yoluma devam edip bi sigara yaktım, ama ne yakış. Sonra farklı bi tat geldi, ama tanıdıktı. Anlamam geç olmadı, kahvaltı etmemiştim. Biskreme küfretme isteği de ondandı sanırım. Cebimde bol param olsaydı elbette bişiler atıştırırdım ama para durumum sıfıra yakındı. Sigarayı içmeye devam ettim ve düşündüm; lan ben ne karakter yoksunu bi herifim de diş macununu ortadan sıkıyorum diye aklımdan geçirdim. Buna istinaden bir daha dişlerimi fırçalamamaya karar verdim.

   Çok düşünceli olduğum söylenemez ama insanları da severim. Bu sebepten ötürü karton toplayan bi adamın çöp konteynırı boşaltılmadan önce kartonları almak için aceleyle koşması sırasında düşürdüğü kartonları toplamasına yardım etmiştim. Adam bana “eyvallah baba” demişti. “baba”. Ne kadar ilginç geldi. Benim amcam yaşında adam yaptığım şey karşısında bana ondan daha rütbeli ya da yüksek bir insanmışım gibi saygı duyulan bi sıfat kullandı.

   Eğer insan olmaklık üzerine düşünmek istiyosanız, uzun bir süre balıkları izleyip kendinizle karşılaştırın. “Ya ne diyosun allasen” diyorsanız, siktir et bi avuç yem ver balıklara sonra cama çıkıp “amuyim haziran’a geldik hala hava soğuk” deyip içeri girin. Bi de benden selam söyleyin bütün aşklarıma..