Kategori: Kendimden
Nis 10, 2012 - Kendimden    Yorum Gönder

bir istanbul masalı misali

 yarrak istanbul masalı misali. şu an çok agresif ve yeis bir durumdayım :( niye böyle gergin oldum, bir anda öfke patlaması yaşamaktayım. olm çok sıkıldım la.

behzat ç.’nin 41. bölümünü izlemekteyim. sigara ve neskafeye devam. uzun zamandır içki içmiyorum. ders çalışmıyorum galiba. 101 oynamayı falan öğrendim. sikici bir yapımım olduğu için hemencecik kavradım oyunu. bizim mahalledeki trakya kıraathanesine gidip oynuyoruz. :( babam görse kesin gurur duyardı. umarım en kısa zamanda görür.

emre çolak kelimesinde hala birinci sırada değilim neden? çünkü link kasamıyorum siteye. içerik girme de de tıkanıyorum ara sıra ama backlink olmadan bir şey başarmak imkansız.hadi yaladım.

Kişilik bölünmesi yaşayan behzat gibiyim.

Mar 20, 2012 - Kendimden    Yorum Gönder

Jean Paul Sartre

jean-paul-sartre

Sartre iyi ama kendini çok kaptırmamalı insan. okuduklarınla kendini oluşturursun. ilerde bir sartre karakteri görmek istemiyorsan sadece zihinsel bir egzersiz olarak okumalısınız Sartre’i. sadece sartre de değil, diğerlerini de…

“bu tür yazarlar genç zihinler üzerinde olumsuz etkiler yaratıyorlar.” biliyorum bunu herkes diyor ve beni de etkiliyor. okumak güzel ama fikirleri benimsemek… işte orada durmak gerekiyor.

sartre iyi bir düşünür olabilir ama hakikati bulmuş biri değil. hakikatin etrafında gezip gezmediğini bile bilmiyoruz. sadece burada olmanın anlamını arayan fakat bulamayan ve bunun bulantısını yaşayan biri. o anlamsızlık hissi (herkeste vardır bu) sartre okudukça bir çok kişi de derinleşebilir ve bu hiç de iyi bir şey değildir. vs. vs. okuyun fakat fikirlerle aranız hep bir mesafe olsun. onlar sizi ait değil, unutmamalı!

ayrıca; http://tr.wikipedia.org/wiki/Jean-Paul_Sartre

Mar 10, 2012 - Kendimden    Yorum Gönder

Berraklık Safhası

bir an duraksadım. başımdan geçenlerin ne olduğunu anlamaya çalışıyordum. düşündüm ve sen söyle dedim elimi çıklatarak. cevap alamadım. sustum. düşünmeye devam ettim ama sonuca ulaşamadım.

jölelediğim kafamı biraz kaşıdım veya okşadım. aklıma gelmiyordu. çünkü başımdan bi bok geçmemişti ki. olur olmaz nedenler arıyor kendimi avutmaya çalışıyordum. berrak bir havayı ciğerlerime çektim. çözümü yoktu. gözlerimi kapadım ve bardaktaki son dubleyi şatladım. tadı biraz acıydı. ama bekledikçe güzelleşti. o demişti; acı ve zor olan güzeldir. bekledim. gerçekten güzeldi.

sırt üstü uzandım real madrid 2-1 yeniyordu ama kupon çoktan yatmıştı. bacısı var bacısı var bacısı var diye 3 kere tekrarladıktan sonra totem yaptım. etki etmedi. kupon zaten yatmıştı amına koyım.

Ara 16, 2011 - Kendimden    Yorum Gönder

Olmuyor

Bazen ne kadar çok zorlasam da çıkmıyor. İstediğim tarzda bir yazı yazamıyorum, blog için. Verimli, okurun bilgiye doyacağı ve okumaktan büyük zevk alacağı bir deneme, bir anı yazmak istiyorum ama çıkmıyor işte ne olursa oluyor konu yine dal daşşağa geliyor. Monotonluk ile doğru orantılı olarak gündelik yaşantımda adrenalin hormonlarının en çok salgılandığı anlar çiğ köfte yedikten sonra tuvalette yaşadığım mükemmel saatlerr oluyor. (acaba çok yanacak mı, yoksa çok ıkınacak mıyım vs. düşünüyorum.) Bu yüzden pekte hayatla ilgili aforizmalar, aşk sözleri, özlem dolu mesajlar ve öğüt verici cümleler kuramıyorum.

Yani aklım kaçıyor oralara elimde olan bir sorunsal değil. Salt düşüncelerin kafamın her yerini kurcalaması, geleceğe dair bir plan kuramama neden oluyor. Hatta şu an yazdığım cümleden sonra ne yazacağımı bile tasarlayamıyorum kafamda o kadar durum vahim.

Bazende anlaşılmaz olmak istiyorum ama kelime kapasitemin o kadar geniş olmadığı doğrusunu kanıtlıyorum kendi kendime. böylece anlaşılmaz olma çabaları da yalan oluyor.

O yüzden bu yazıda da pek bir sikim beklemeyin. Gayet sıradan bir insanın yazabileceği şeyleri yazıyorum. Çünkü sıradanım, sıradanız, sıradanlar, sıradan.

Ağu 23, 2011 - Kendimden    Yorum Gönder

At Kafası

Bir aşk için yapabileceğin her şeyi yaptığına inanıyorsan ve buna rağmen hala yalnızsan, için rahat olsun. ” gibi bir cümle ile konuya girip, çok değerli ve özgün bir aşk veya ayrılık yazısı yazmayı çok isterdim ama çıkmıyor.

Son zamanlarda kahve ile orantılı olarak çiğ köfte yeme eğilimim de artış gösteriyor. Yani sikerim böyle aşkın ızdırabını, reflü gibi bişey oldum olm. zihnen ve manevi olarak çiğ köfte bana doygunluk kazandırsa da fiziksel olarak sikip attı. hani ben “sıçarken götün yanma eğilimi” olan evreyi çoktan beri aştım, sanırım ben o evreyi çocukken yaşadım ortaokulda falan.

ondan sonra kitapları yavaşa yavaş okusam bile kitap almaya devam ediyorum, son olarak charles bukowski & beat kuşağı isimli kitabı almış bulunuyorum yaklaşık 11 TL gibi cüzzi bir rakamla.

artık neskafe yapmak zamanı çok çalmıyor. ketıl’da yapıyorum abi. olana kadar balkonda bir sigara patlatıyorum. hemen oluyo zaten.

yolunu yordamını sikeyim ki bir fotoğraf makinem yok, eziklik hissediyorum. zaten aklımda ” çok amatör fotoğrafçılık ” adı altında bir albüm oluşturmak var ama bu fotoğraflar baya bi amatör olucak. cep telefonumla çekicem amk, benim neyim eksik, bir galatayı çek, iki martı resmi çek, photographer mı işte ne sikimse oluyon.

o zaman gömüyor ve tatlı rüyalar diliyorum. gömdüm abi.

Tem 27, 2011 - Kendimden    Yorum Gönder

Elletme Ellere Elini Sevgilim

Yapma sevgilim elletme onlara, sıktırma popoşunu başkalarına. Özledim işte mıncıklamayı, dudaklarını ısırıp ısırıp kanatmayı. Hayvanım ben ruhende , bedenen de.

Ruh sağlığımın selameti için elletme ellere kendini. Sakın sakso hayallerine girme lavuğun, ben seni hep özlerim. Sen de zike sürülecek akıl olduğunu zannetmiyorum, IQ seviyenin de yerlerde olduğunu düşünüyorum sevgilim.

He bu aralar çok tatlıyım, süperim a.q sevgilim. bok gibi param var. Parası neyse gel işte be sevgilim, parası neyse veririm…

Tem 21, 2011 - Kendimden    Yorum Gönder

Miras Bıraktım Sana Yaprağam

Anneden ya da babadan ya servet ya da borç kalır… Kimi de anılarını bırakır sana. Ben de yazdıklarımı bırakmak istiyorum sana, okumalısın. Bir huzur çökmeli ardından omuzlarına; dolu dolu yaşamış, yapmak istediği her şeyi yapmış, her şeye sahip olmuş bir insan huzuru.. Bir sonraki satırı okuduğun an kaçıp gidebilmeli huzurun. En azından sen öyle hissetmelisin, öyle okumalısın.

Ben sadece yazıyorum sana, sen sadece oku. Başka bir şey yapma. Bazen değerini kaybetmiş kelimeler ile bazen de bir küfürle anarsın beni… Huzurunu silip, keyfini kaçırabileceğim endişesini taşımalısın hep.

” Kardan adam güneşe aşık

Yüzüne takılan zeytin ve havuçtan utanıyor

Esen rüzgarlar onu bile üşütüyor

Sadece boynuna bir atkı istiyor.”

Tem 11, 2011 - Kendimden    Yorum Gönder

Özlemek

Çay şekerinin tam kıvımında olmasının verdiği hazla, yakılan ilk sigaranın dişleri sarartan etklilerini göz ardı etmek gibi, aşkına kapılmak. Acınası bir gerçekçilik hazzı. Nasıl bir yarasın ki, yarayı kapatamıyor en kalın bağdaşlar bile.. gözlerim rüyalarda başka birini algılamaz. Sayfalar ile sevişmek, yazma işinden senin tadını alabilmek için sayfalara boşalmak. Leblebiyi havaya atıp, ağzınla yakalayabilen insanın mutluluğunu arzulamak.

Yokluğun hüznün himalayası. Bomboş kağıtlar ile konuşmak, her gece beynini uyuşturmak için ciğerleri yaralamak.

Gecenin son saatlerinde sigara yokluğunun yarattığı boşluğu doldurabilmek aşkının varlığı… Ağlatacaksan, güldürmeseydin beni, yukarıdasın en yukarıda… matematiğin yanıldığı odak noktalarından biri bendeki sen sevgisi. Beklenmeyen bir zamanda beklenmeyen bir misafir ol, gel bana ama artık ağlayacak çocuk yok karşında.

Şimdi ya tepede olmak var, ya da bataklarda.. Beynimin bana en büyük armağını belki de şimdi de uzun süredir hüzün yaşatan anılar. boş kağıdı dolduran değil yokluğunun yağmuru, güneş ile ısıtıp buharlaştıran belki varlığının yokluğu.  Ben varım da aslında, sende yok olsam bile. Bir satır daha yazıyorum, başkasında olduğunu bilsem bile…

“Zor olur bu gidişi hayat oyunumda sergilemek, dudaklarından çıkan sözler gözlerimi yaşa boğuyor,

Yokluğunu görse, yokluklarını doldurur bütün yokluklar,

Ben içime çekmesemde, zamanla sigaram bitiyor.. ”


Tem 5, 2011 - Kendimden    Yorum Gönder

Mercimek Çorbası

Aslında mercimek çorbası gibiydi her şey, aynı annemin yaptığı gibi. Eksik olan bir şeyleri var mıydı? Neydi eksik olan, fazla mı sıcaktı yoksa fazla mı soğuk? Dur! Bekle, kaşığı daldır biraz ve kaşıktaki hafif mercimek çorbası gölüne üfle, soğusun dilimizi, dilini yakmasın! Canın acır, dilin yanarsa tat alamazsın diğer tatlardan… Tadı kalmaz mercimek çorbasının, neyse…

Harbiden neydi çorbada eksik olan? Hazır çorba mıydı? Yoksa yoksa hazır çorba olmasına üstelik BİM’den mi alınmıştı? Bilmiyorum, anlayamıyorum, tadının farkına varamadım ki? Haaa dur tuzu tamdı aslında şimdi geldi aklıma limondu eksik olan? Her şeye yararlı olan limondu eksik olan. Ama sakın keklemi beni yani limon sıkmak yerine, limon suyu dökme çorbaya. Bok olur o, içilmez sonra…

Tamam tamam şimdi buldum çorbanın eksiğini, pul biberdi eksik olan. Acısını az koymuştuk be canım… Biraz daha acı olsaydı daha iyi olurdu, daha lezzetli, daha leziz. Yemesinden zevk alırdık. Neyse sen yoksun ya fark etmez artık benim için ha hazır BİM çorbası, ha anamın yaptığı mercimek çorbası…

Tem 3, 2011 - Kendimden    4 Yorum

Stereoskop

Beyninde alkol eksik olmuyorsa her şey tatlıya bağlanır,

Geçmişten kalanlar, satırlara dökülünce insanı bir hayli bala bağlar

Küfürleşme yağan yağmurla ve gökyüzü ile belki yara yeniden kanar.

Yeniden parlayacak ışıldayacaksın, ışığınla söndüreceksin figan eden çığlıkları

Göz yaşları ertelenecek yarınlara, çok sonraki yarınlara, sensizlikten nasibini almış yarınlara.

Bütün yıldızların üzerine basacağım ve sana ulaşacağım, biliyorum sana ulaşacağım, sende bulacağım havayı, suyu ve aşkı.

Sessizce yalvaracağım bilmediğim dualar ile ama biliyorum sonu sana çıkacak,

Bir nefes yollıyacağım güneşe doğru ve söndüreceğim onu, gündüzleri bile seni aydınlatacağım gökyüzünde.

En sonunda azraile öptüreceğim kendimi sonra bekleyeceğim seni senin bana uzak olduğun kadar uzak diyarlarda.

Şimdi ben gerçeğin her bir payını paylaştırıyorum bu satırlara..

Kendimden bir kahpelik payı çıkaracağım ve gülücük atacağım ortalara,

Huzura kavuşursun elbet bir gün tabi ki y.rrak tadında…

Sayfalar:12345»