Yazar: Emre in: ● 07 Haziran 2011
Muhabbetin en koyu yerindeydik aslında muhabbet dahi edemiyorduk diyebilirim. 3 kişiydik semt dışına çıkıvermiştik nihayet. Yoksa yine bizim bakkalın önünde oturup ya da en fazla yukarıdaki kahvenin kapısındaki taburelere oturup çay sigara içecektik. Kadir’den çıkmıştı bu fikir, ikimizde onaylamıştık. 3 paket bol tuzlu Tadım çekirdek alıp gittik abi parka.
Bir iki makara kukaradan sonra Kadir başladı yine eski manitasından anlatmaya. Senelerdir unutamıyordu kızı. İşlemişti sanki kalbine ve bir tümör gibi yapışıp kalmıştı. Ben onu dinliyormuş gibi yapıp elimdeki çekirdek paketine kitlendim. Kitlenmek ki ne kitlenmek? Hani çekirdekten fırsat bulup bakkaldan 50 kuruşa aldığımız pet bardaktaki kolayı içemiyordum… Zor oldu 2-3 avuç çekirdeği çitledikten sonra bir yudum kola alabiliyordum. Sanki sınanıyordum? Neyin bedeliydi bu, veya neyin hesabı? 4-5 paket çekirdek yidik. Neyse…
Parka ben dahil 3 kişi gitmiştik ancak kalkmaya karar verdiğimiz bir anda 8 kişi olmuştuk. Bizim mahallenin bütün gencoları bizim kardiler yanımızdaydı. Ortamın sevilen çocuğuydum ben siyaset açılır bel altı vururdum, yada karı kız muhabbeti olurdu zaten. Hep böyle olmuşumdur. Baya muhabbet ettik AKP, CHP, MHP bu bermuda şeytan üçgeninde konuştuk durduk, kimileri AKP’yi kimileri CHP’yi, kimileri de MHP’yi yerdi.
Benim uykum gelmişti, iki lokmalık karı kız muhabbeti yapmak mutlu ediyordu beni. Kızlarla ilgili tecrübelerimi komik sözler ile harmanlayıp arkadaşlarıma satıyordum, başarılı da oluyordum. Çoğu zaman internetten okuduğum sözlere kendi özgünlüğümü katarakta yediriyordum onlara böyle mutlu oluyordum. Neyse sonra eve döndük ve arkadaşın arabasına 8 kişi bindik. Daha doğrusu ben yattım abi. Beni 1,85 boy, 85 kilo herifi Polo isimli çük kadar arabanın çük kadar bagajını soktu pezevenkler. Çıktığımda üzerimde tecavüz edilip, azğına sakso çalınmış ve gırtlak kanseri olmuş bir kızın pişmanlık ve eziklik duygusu vardır. Kötüydüm işte…
Yazar: mamish in: ● 06 Haziran 2011
Aslında ne demek istediğini bilmiyordum. O da ne dediğimi bilmiyordu. Ama gene de hepinizden daha iyi anlaşıyorduk. Benim burada ondan bahsetmem bile salaklığımı gösteriyor, kaç kere düşmeme rağmen adam olmayışımı gösteriyor. Ama napabilirim? Elbette bu yazı gibi o da yalan olcak. Pek de umrumda değil. Havanın sıcak olması biraz bunaltıyo o kadar. Sanırım biraz dengesizim. Tamam kabul çok dengesizim. Ama bu sizi alakadar etmez, bu yazının da sizi alakadar etmediği gibi. Şu sıralar aslında iyiyim sanırım. Ya da boşver yaa. Ne diycem bak, soğuk havalarda sigara içmeyi çok seviyorum. İçim titrerken o sıcak dumanı içime çekmek bir nevi orgazm gibi olur. Ama varya cidden insanoğlu kadar nankörü yok. Nasıl davranırsan davran illa sonunda üzecek seni. Lan adama son dalını veriyosun, bi daha gelip yüzüne bakmıyo. Ama bir de tam nankörler var kii. Sorma gitsin. Sen ona kendini veriyosun, bi daha o da yüzüne bakmıyo. Sadece bir dal sigara muamelesi görmen işte çok koyuyo..
Yazar: Emre in: ● 06 Haziran 2011

Son günlerde imleme yapmak, forum sitelerinden profil backlinki kasmak moda oldu. Doğrusunu söylemek gerekirse bende yaptım. Bir seo yarışmasına katılmış ve o sayfaya paso profil backlink kastım. İyi, hoş yaptım. Forumlarda okuyordum işte çok faydalıdır, hemen yükseldim falan. Ben profilleri açıp, siteleri ekleyip öyle bırakıyordum. Meğer o kadar basit değilmiş, olmamalı da zaten.
Profil backlink aldığınız sitenin indeks alması gerekiyor. Yani aldığınız bütün backlinkler indeks almıyor, özellikle güncel olmayan sitelere ekliyorsanız… Profil backlink’inizin indeks alması için bazı yöntemler vardır bunları sıralayayım sizin için ancak bu yöntemleri de alıntı yaptım. Ayrıca söylemek istiyorum bende profil backlink alıp, o backlinkleri indeksletmye çalışmadım daha muhtemelen bugün bu iş ile oyalanıcam. Haydi kolay gele sizlere.
İşte o yöntemler:
1- Pingleyebilirsiniz linkleri
2- Farklı forumlarda yazdığınız eski konuları bulup o linkleri o konulara edit yaparak yapıştırabilirsiniz.
3- Backlinklere de backlink alabilirsiniz.
4- Rss haline getirip rss dizinlerine kaydedebilirsiniz. (Ben bunu denemedim henüz.)
5- Backlink Energizer gibi programlar, eklentiler falan da var. Onlar kullanılabilir.
Profil backlink olayının kısa zamanlı başarı sağladığı, kısa süre içinde düşüşünde gerçekleştiği söyleniyor, denemeden yorum yapmak istemiyorum… Forumlarda böyle okuyorum.
Yazar: Emre in: ● 04 Haziran 2011

Bu yazımda az buçuk bahsetmiştim size Büyük Ev Ablukada grubundan ve şarkılarından ve sitemde şarkıları ile şarkılarını paylaşmaya karar verdim. Niye bu şarkı diye sorarsanız, şarkıya başlamadan önce çok güzel makara yapıyorlar, çalmak istemiyorlar şarkıyı ama şarkı harbiden çok sağlam, bugün bu şarkıya taktım. İyi dinleyin bebitolarım.
Şarkının adı: Çam Parçası
Şarkıyı dinle: http://www.youtube.com/watch?v=1foWDNEGF8A
Şarkı sözleri:
hemen şimdi olmaz
bitince dertler yok olmaz ki
bi bildiğin varsa ona göre davran
kendini sıkma sakın
bu kabuslar yeni başladı
yoktu daha önce
yeni rüya görmek istemem burdan gelir
bu yağmurlar düşer beton gibi
çöker üstüme
olduğu gibi kalsın yeter
Yazar: Emre in: ● 03 Haziran 2011
Karanlık dönemlerimdi sanırım. Kendimi tanıyamıyordum, zorlanıyorum ve sonra kustum içimdekileri. sümüklerimde akmıştı. Sonra ağladım, baya ağladım… Ve 2 kardiyle Taksim’e fal baktırmaya Falcıya gitmeye karar verdik.
O iki kardilerden birisi mamish‘ti. neyse konu mamiş değil zaten. İlk başta okuldan kaçma işlemi vardı. zor oluyordu, bizim bekçi çetin cevizdi ve sikici bir adamdı doğruyu söylemek gerekirse; süleyman abi. Her neyse hatırlamıyorum ya fındık almıştık ya da bir şekilde muhabbete tutup çıkmıştık işte. ne önemi var ki? çıkmaktı sonuçta önemli olan, değil mi? çıktık.
Okulun ordan Taksim otobüsüne bindik, gittik. İlk başta bira çaktı Haydar Rak bar‘da. 50′lik bira 3 TL bu arada sudan ucuzu, içmeyeni sikiyolar. İçeri girdiğimizde babam yaşlarında bir eleman vardı öyle yavşakça gülüyordu ki uyuz oldum pezevenge. Yanında da siyah çorabı kaçmış, şişman bir genç kız vardı ama şişmandı kız yani. Aynı kutudan bira içiyolardı. İğrendim, nefret ettim, anlayamıyordum. Neden buradaydım? Ben yaz tatillerinde yan taraftaki camiye gönderilen gayet normal bir çocuktum küçükken. neden böyle olmuştum, taksim bana fazla değil miydi? sonra bir sigara yaktım ve bu saçma düşünceden kurtuldum. Nikotini iliklerime kadar çekmiştim. İlk fırtta dumanı götüme kadar çekiyordum sonrasında yine içime çekiyorum ama boğazıma kadar öyle içiyom ben, değişik.
neyse uzatmıyorum. Gittik fal bakan hatuna, kahvemi içtim. Tedirgindim amk. Karının mimikleri yüzünde durmuyo, gözler paso sağı, solu kesiyo. acayip seri, fare gibi. olm korktum bir an kaçmak istedim. sonra kadın konuşmaya başladı.
” Sen nasıl bir dönem geçirdin? yaşın kaç filan? – dedim 17 ama ne dönemi, ergenliktir,( dedim ya karanlık dönemimdi.) sonra ondan sana hayır yok, unut onu bir geleceğin olmayacak dedi. – eyvallah dedim. sonra üniversiteyi yurt dışında okuyacaksın dedi..” ve en ama en önemlisi.
Haziran ayında hayatına ismin ” İ veya E ” harfi olan bir kız girecek dedi. Ben şimdi haziran ayı boyunca bir umut, bir ümit bekliyorum. Kimseye çaktırmasamda bir umut var lan işte içimde. Ama gelmezse o seveceğim insan, allah belanı versin, kahveye verdiğim o 13 TL’de haram zıkkım olsun, Rabbim belanı götünden versin. ama gelirse öyle biri allah razı olsun ne diyim ki? İyi bir insansın bence sen…
Yazar: mamish in: ● 02 Haziran 2011
Arkamda durmuş derin bir şekilde nefes almaktaydı, onun böyle davranması oyunu takip edemememe sebep oluyordu. “Kes şunu” dedim. “Nabiyim olm lan öldüm valla sahnede amk” dedi. Sonra önüme bakıp düşündüm. Ne işim vardı benim burda? Evet tiyatroyu seven bir kişiyim Brecht olsun Stanislavski olsun alayını yalamış yutmuş birisiyim ama bu saçma sapan, kendi egolarını tatmin için uğraşan hocaların hazırlattığı oyunun içinde işim ney benim? Ki zaten bir provaya dahi geç kaldığımız zaman emdiğimiz sütü belli belirsiz yerlerimizden getiren hocaların hiç birisi tiyatro metnini dahi okumamışlardı.
Camdan dışarı baktım ve yorgunluktan dolayı uyku ile uyanıklık arasında kafam sallanıyodu, içim geçmiş. Servis aracı sıkışıktı, bu sebeple ön tarafta oturdum. Ama buna rağmen yanımdaki şahsın koca götünden dolayı sıkıştım. Terliydim. Bu olumsuzluklara rağmen tiyatro bittiği için içimde doğal olarak bi sevinç vardı. Hastalıktan yeni kurtulmuştum ve 2 saat + provalarla birlikte canım çıkmıştı. Çok fazlaydı bana. Ama umrumda değildi, çünkü yarın fütürsuzca uyuyacak, hiçbir şeyi sikime takmayacaktım. Okula gidince hoca yanıma geldi ve tiyatroyu 2 kere daha oynicaksınız, bu sefer okuldaki öğrencilere ve tarihi biz size söylicez dedi. Donup kalmıştım. İçim sıkılmıştı.
Writing sınavından çıkmıştım. Çok mutluydum çünkü en önemli ders olan İngilizce’nin son sınavını olmuştum ve cidden harikulade bir kompozisyon yazmıştım. Artık hiçbir şey umrumda değildi, devamsızlık mı? Olsundu, düzelirdi. Ama artık üzerimde bir eşşek yükü sorumluluk duygusu yoktu. Tiyatro da bitmişti. Kabul ediyorum performansımızı beğenmemiştim ama alkışlanmak ve tanımadığın insanların okulda sana bakması çok güzel bir duygu. Fakat ben aykırı kişiliğimden ötürü bana zorla bir iş yaptırılmak istenince fena oluyorum, daralıyorum. Bu boş-beleş insan kıvamındaki halim beni mutluluk hormonları ile doldururken derse hoca geldi. Okul bitmek üzere olduğu için rahattım, sikimde miydi be! Sonra hoca beni yanına çağırıp “Tiyatro ile ilgili kompozisyon yazılcak, okul dergisinde yayımlancak. Bunu da sen yazcaksın.” dedi. O mutlu, boş beleş insan gitmişti artık. Çünkü bana zorla yapmam gereken bir sorumluluk yüklenmişti. “Lan” diycektim, diyemedim..
Yazar: Emre in: ● 02 Haziran 2011

Dün ilk defa bu yazı ile sizlerin karşısına çıktı. beğendiniz mi? Sanki bin kişi filan giriyor da siteye daha yazıyı yayınlayalı bir gün olmadı o yavşağı beğeneceksiniz. Kendisi gayet yavşak, gayet şerefsiz, gayet iki yüzlü pezevengin tekidir. Ben mamişkoya objektif baktım şimdi de subjektif bakıyorum; çakıcı boydur kendisi. Tam bir pompacı… Envai çeşit kızı harcamıştır, zarar vermiştir onlara. çok tehlikeli bir tip kendisi.
Geçen konuşuyorduk bu yavşakla -mami dedim benim blog’ta yazsana? – he, tamam olur lan dedi. böyle düşüncesiz, sualsiz hemen kabul etti. Ben de kabul etmez iki üç kere ısrar eder sonra siktir ederim diyodum. ama kabul etti lavuk ve dün blog hayatına resmen benim blogumda başladı. ve ibne acayip güzel yazmış ben çok beğendim şahsen, bizzat, kendim olarak. kendisini de beğenirim.
Liseden arkadaşımdır, hala lise okuyoruz zaten, hala da liseden arkadaşım ki bu gelecekte de değişmeyecek yine liseden arkadaş olarak kalıcak muharrem. iyi anlaşırız. kültürlü, bilgili, kepçe kulaklı, hafif tip var öyle bir tip. bana sorsan atsana atılmaz satsan satılmaz lavuk, evlat olsa beşiği sallanmaz…
Neyse kendisi paso yazacağını söyledi bana. kafasına göre takılır, yazar siktir olup gider zaten. Bu arada ben de özendim bende yazıyorum artık yani.
mamiş’in facebook profili: http://www.facebook.com/profile.php?id=1058052831
Yazar: mamish in: ● 01 Haziran 2011
Geçen gün marketin önünden geçerken hayatımda hiç istemediğim kadar küfür etmek istedim. Boşuna heveslenmeyin bi sebep yoktu, ama o raflardaki yiyecekleri gördükçe içimden bişi koptu sanki. O biskremi alıp çaya bandırıp düşme korkusu yaşamadan ağzına götürmek harika bi duygu olurdu. Çünkü biskremin içindeki dolgun çikolatası ve kalın yapısı sayesinde çabuk parçalanmazdı. Neyse yoluma devam edip bi sigara yaktım, ama ne yakış. Sonra farklı bi tat geldi, ama tanıdıktı. Anlamam geç olmadı, kahvaltı etmemiştim. Biskreme küfretme isteği de ondandı sanırım. Cebimde bol param olsaydı elbette bişiler atıştırırdım ama para durumum sıfıra yakındı. Sigarayı içmeye devam ettim ve düşündüm; lan ben ne karakter yoksunu bi herifim de diş macununu ortadan sıkıyorum diye aklımdan geçirdim. Buna istinaden bir daha dişlerimi fırçalamamaya karar verdim.
Çok düşünceli olduğum söylenemez ama insanları da severim. Bu sebepten ötürü karton toplayan bi adamın çöp konteynırı boşaltılmadan önce kartonları almak için aceleyle koşması sırasında düşürdüğü kartonları toplamasına yardım etmiştim. Adam bana “eyvallah baba” demişti. “baba”. Ne kadar ilginç geldi. Benim amcam yaşında adam yaptığım şey karşısında bana ondan daha rütbeli ya da yüksek bir insanmışım gibi saygı duyulan bi sıfat kullandı.
Eğer insan olmaklık üzerine düşünmek istiyosanız, uzun bir süre balıkları izleyip kendinizle karşılaştırın. “Ya ne diyosun allasen” diyorsanız, siktir et bi avuç yem ver balıklara sonra cama çıkıp “amuyim haziran’a geldik hala hava soğuk” deyip içeri girin. Bi de benden selam söyleyin bütün aşklarıma..
Yazar: Emre in: ● 30 Mayıs 2011

Bugün anladım ki ben Camel sigarası içmek için yaratılmışım. Çok seksi bir sigara Camel. Ben Camel Soft tüketiyorum abi. Bugün kitap aldım Bukowski’nin “Ekmek Arası” isimli kitabını… Okumaya başladım ve kitabın 8. sayfasına geldiğimde harika bir paragraf ile karşılaştım işte bebeyim.
” Babam Camel sigarası içer, sigara paketiyle bir çok numara gösterirdi bize. Kaç piramit var bu resimde? sayın. Sayardık ve bize başka piramitler gösterirdi.
Develerin hörgüçleri ve paketin üstündeki yazılarla ilgili numaralar da biliyordu. Camel sigarası sihirliydi. ”
Evet hepsi bu kadar çok etkilendim lan
Yazar: Emre in: ● 28 Mayıs 2011

gece çökerken sokaklara,
gün her zaman doğuyor yalnızlıklarıma
neden böyle ters hep bilmiyorum ama
seni çok özlüyorum sevgilim
daha dünmüş gibi seviştik senle
evet gene gece çöktü bize
böyle olmamalıydı biliyorum ama
ve özledim seni sevgilim
sokaklarda yalnız gezerken
sensin bir tek kabuslarımı süsleyen
odalarda yalnızlık savaşırken
gerçek bir dost edindim kendime alkooooolllll
hani severdin ya, hani bir ateş düşmüştü ya öpüşürken dudaklarımdan kalbinin dört bir yanına öyle işte yanıyo kalbim sensiz her an
son kez benim olsan olmazdı bu dert yanımda sensiz yalnızlığımda gülüşlerimi yaşlara boğan
sadece bende ol başkasında değil
gül artık be gül sevgilim.
bir tek benim olurdun ya akşamları yağmurlu sokak aralarında
tadını özledim her bir an bu odalarda
her an her saniye kokonu, sesini hiissetmek var ya nerde huzur hangi kadında?
zor olur sanırım sensiz her an
seviyorum dedim ya seni
dinlemedin ya lan sen beni
ben de gittim o kediye
sen gibi sandım ya lan onu
sen gibi değil lan hiç biri
öğrenemedim lan bunu
sende öğretemedin ya bunu yazıklar olsun sevgilim
her zaman her yer karanlık yokluğun ebedi bir mapusluk
seni senleyken bile özlerim, şimdi siktir git
Son Yorumcuklar